Bu sürecin, Schipper ve Spekking’in[1] de vurguladığı gibi, bireylerarası sosyal ilişkilerin modellenebilmesine imkan tanıyan nicel ve nitel bilgiye erişilebilirliği artırdığı gözlemlenmektedir. Sosyoloji alanının teorik alt yapısından beslenen bir kurguya sahip olan sosyal ağ çalışmaları bu gelişmeler ışığında son yıllarda tekrar popülerlik kazanmıştır. Sosyal ağlar, bireylerarası çeşitli ilişkileri ve bu ilişkiler arasındaki farklı etkileşimleri içerdiğinden, çeşitli sosyal bilim alanlarının araştırma konusu olmakta ve Feld[2], Wasserman ve Faust[3], Corman ve Scott[4] ve Snijders[5] gibi araştırmacıların ilgisini çekmektedir.

Wasserman ve Faust[3] tarafından sosyal ağlar, dinamik yapıları gereği zaman içinde değişen, sosyal aktörler arasındaki sınırlı ikili ilişki desenlerini gösteren yapılar olarak tanımlanmıştır. Sosyal ağ yaklaşımı, bütün sosyal varlıkların yapısının analiz edilmesi ve bu yapılarda gözlemlenen desenlerin açıklanması için yöntemler seti sağlamaktadır. Sosyal ağ tanımından yola çıkarak bir ayrıma gidecek olursak ağ, ilişkisel bir yapıyı temsil ederken; sosyal ağlar, sosyal aktörler arasındaki ikili ilişkilerin sunulduğu yapıları temsil etmektedir[5]. Bu nedenle ağ kavramı farklı olguların araştırılmasında kullanılmaktadır.

Sosyal ağlar, birbirine bağlı sosyal birimlerin sınırlı bir kümesi olarak tanımlanabilir[6]. Bu tanımda, sosyal ağların üç önemli özelliği vurgulanmaktadır. Bu özelliklerden ilki, ağlar sınırlı (boundaries) yapılardır ve ağın üyelerini belirlemek için bazı kriterler gereklidir. Bazı ağlarda, örneğin aile yapılarında, arkadaş veya işçi gruplarında sınırları tanımlamak ve kriterleri belirlemek görece bazı büyük ağ yapılarına oranla daha kolaydır. Ağlar arasındaki uzaklığın artması, sosyal içeriğin sınırlarının belirlenmesi için gerekli ilk adım olan kriterlerin belirlenmesini zorlaştırmaktadır.

İkinci özellik sosyal ağdaki bağlantılılıktır (connectedness). Sosyal ağın bir parçası olma, her bir üye için ağın diğer üyelerinden en az biri ile gerçek ya da potansiyel bir bağ kurmayı gerektirir. Bazı üyeler, ağın dışında bir yerde, (ağ içerisindeki herhangi bir üye ile bağı olan üyeler), neredeyse tamamen izole olabilirler.

Tanımda ele alınan üçüncü özellik ise sosyal birimdir (social unit). Ağ analizi, sosyal birimlerden oluşan geniş bir aralığa uygulanabilir. Sosyal birimler, bireyler olabileceği gibi, global ekonomi içerisindeki ülkeler, enstitüler ya da organizasyonlar da olabilir[6].

Sosyal ağ analizi, sosyal fenomenler arasındaki karmaşık yapının anlaşılması amacıyla sosyal yapının ilişkisel ve yapısal özelliklerinin incelenmesine olanak tanıyan bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Yapısal ve ilişkisel desenlerin, sosyal yapıdaki bireyleri nasıl ve ne ölçüde etkilediği sosyal ağ analizinin araştırma alanındadır[7]. Sosyal ağ analizi, modern sosyolojinin bir tekniği olarak ortaya çıkmıştır[8]. Bununla birlikte, sosyal bilimlerdeki iktisat, ekonomi, antropoloji, biyoloji, coğrafya, iletişim çalışmaları, dilbilimi, ve sosyal psikoloji gibi alanlarda kullanılan bir tekniktir[8]. Teknik, bu haliyle farklı disiplinlerin kesişiminden beslenen teorik ve pratik bir alt yapıya sahiptir. Akrabalık yapısının çözümlenmesinde, sosyal hareketliliğin anlaşılmasında, üyeler arasındaki olağandışı gruplaşmanın tespitinde, uluslararası ticaret istismarının belirlenmesinde, kurumsal güç unsurlarının tanımlanmasında veya sınıf yapısının anlaşılmasında sosyal ağ analizinin kullanıldığı görülmektedir[9].

Yüksek öneme sahip bireyin nasıl belirleneceği, bir bina içerisindeki en önemli odanın nasıl saptanacağı, kentsel bir ağ içerisinde en yoğun kullanılan yolun nasıl belirleneceği gibi sorular sosyal ağ analizi ile cevaplandırılabilir[9]. Bir sosyal ağ içerisindeki aktörlerin katkılarını ifade edecek şekilde önem derecelerinin belirlenmesi, sosyal ağ analizi ile mümkün olabilir.

Sonuç olarak, bu yazı sosyal ağ analizi konusunda çalışma yapmak isteyen araştırmacılar için bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Gerek akademik gerekse iş dünyası açısından çözüm bekleyen çeşitli sorulara sosyal ağ analizi yöntemi ile cevap aramanın araştırmacılara yeni ufuklar açacağına inanıyorum.

Kaynakça

  1. Schipper, D. ve Spekkink W. A. H. 2015. “Balancing the Quantitative and Qualitative Aspects of Social Network Analysis to Study Complex of Social Systems Complexity”. Governance and Networks 2(1):5-22.
  2. Feld S. L. 1981. “The Focused Organization of Social Ties”. The American Journal of Sociology 86:1015-1035.
  3. 3.0 3.1 Wasserman S. ve Faust K. 1994. Social Network Analysis. United Kingdom: Cambridge University Press.
  4. Corman S.R. ve Scott C.R. 1994. “Perceived Networks, Activity Foci and Observable Communication in Social Collectives”. Communication Theory 4(3):171-190.
  5. 5.0 5.1 Snijders T. A. B. 2001. “The Statistical Evaluation of Social Network Dynamics”. Sociological Methodology 31:361-395.
  6. 6.0 6.1 Streeter C.L. ve Gillespie D.F. 1993. “Network Analysis”. Journal of Social Service Research 16(1-2):201-222.
  7. Gençer M. 2013. Sosyal Ağlar Ders Notları. mgencer.com/files/SosyalAglar.html, 12 Kasım 2015’te erişildi.
  8. 8.0 8.1 Kosorukoff A. 2011. Social Network Analysis: Theory and Application. (https://www.politaktiv.org/documents/10157/29141/SocNet_TheoryApp.pdf, Sayfa:1-113, 16 Ekim 2015’te erişildi).
  9. 9.0 9.1 Scott J. 1988. “Trend Report Social Network Analysis”. Journal of Sociology 22:109-127.

blog comments powered by Disqus